İlk
tarihi bilgilere göre ilçenin bundan önce dört kez deprem
felaketine uğradığı anlaşılmaktadır. Şehrin bilinen ilk
egemenleri Asurlulardır. Daha sonra Urartular, İskitler,
Medler, Persler, Makedonyalı Büyük İskender, Partlar,
Romalılar, Sasaniler, Akkoyunlular, Bizanslılar, Müslüman
Araplar (Emeviler, Abbasiler) sırasıyla bu şehire egemen
olmuşlardır.
İlçe 1042 yılında Antak merkezine bağlı bir köydü. 1071
yılında Türkler’in eline geçti. 1515 yılında da Osmanlı
Egemenliğine girdi. Antak merkezine bağlı bir köy iken daha
sonra ilçe merkezi oldu. Diyarbakır sancağına bağlandı.
Bucak olarakta Hani, Lice’ye bağlandı. 1900’de yayınlanan
bir salname ile Keraz (Kocaköy) de bucak olarak bağlandı. Bu
durum 1924’e dek sürdü.
Diyarbakır'ın kuzeydoğusunda olan Lice, önceleri yoldan
yosun ve kenarda kalmış bir ilçeyken şimdi D.Bakır-Bingöl
Karayoluyla günden güne hızla gelişmektedir. Çok eski bir
yerleşim yeri olan Lice'de Belediye 1867 yılında
kurulmuştur. Yenişehir yönünde güzel yapılaşma
gelişmektedir.
Lice, görkemli Birkleyn Mağaraları, Çepe, Mele ve Atak
kaleleri, Fis Ovası'ndaki Dakyanus Harabeleri, Eshab-ı Kehf
Mağarası, Artuklu Valisi Melik Adil'e ait Minare, Çeper
Köyü'ndeki 4. Murat Kervansarayı, efsanevi Geyik Çobanı Şeyh
Bilal Türbesi, Sıtmalılara iyi gelen (Kani Atan)Çeşmesi ve
diğer pek çok yeriyle ölmez bir turistik değere sahiptir.
6 Eylül 1975 yılında çoğumuzun hatırladığı korkunç depremden
sonra şehir, daha eteklere yerleşti